ziya pasa

1
point
şair, harâbât, terkib-i bent...
stupid girl's picture

(bkz. tahribi harabat)

0
points

(bkz. tahribi harabat)

horror metaphysicus's picture

biri kötek mi dedi?

0
points

biri kötek mi dedi?

fisek's picture

BİR YERDE Kİ YOKTUR

0
points

BİR YERDE Kİ YOKTUR NAĞMENİ TAKDİR EDECEK GUŞ(kulak)
TAZYİİ NEFES EYLEME, TEBDİLİ MEKAN ET.

[collapse]bir yerde sizi takdir edecek, anlayacak bir insan yoksa, ona boşuna nefes tüketmeyin, terkedin orayı demek istiyor.[/collapse]

kirikambar's picture

tarım dersine (hayret

0
points

tarım dersine (hayret böyle bir ders vardı) gelen bir hocamızın ağzından duyduğumuz 'nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir' beytini söyleyen kişi..
hoca daha sonra bu beyte göre amel edince işler değişti tabii..takdir alamayınca tekdir verirlerdi zaten eskiler.. haklarımız hep kötektir artık..

fisek's picture

Tanzimat devri yazar, şâir

0
points

Tanzimat devri yazar, şâir ve devlet adamlarından. Esas ismi Abdülhamid Ziyâüddîn’dir. 1825’te İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğreniminin bir bölümünü Süleymaniye’deki Edebiye Mektebi ile Beyazıt Rüştiyesinde yaptı. Bir taraftan Arapça ve Farsça’yı öğrenirken, diğer taraftan da eline geçen dîvânları okudu. Hattâ divan şiirleri yazmaya başladı. 30 yaşına kadar Sadâret Mektûbî Kalemi memurluğunda bulundu. 1855’te Reşid Paşanın yardımı ile Mâbeyn Üçüncü Kâtibi oldu. Bu arada Fransızca'yı öğrendi ve Fransızca'dan eserler tercüme etmeye başladı. Fransızca ve bu sâyede elde ettiği Fransız kültürü, Ziyâ Paşanın şahsiyetini değiştirdi. Sultan Abdülaziz Han devrinde, Âli Paşa sadrâzam olunca, onu saraydan uzaklaştırdı. Evvelâ Zaptiye Müsteşarlığına tâyin edildi. Buradan da mutasarrıflık vazifesiyle Kıbrıs’a gönderildi. Bilâhare Meclis-i Vâlâ âzâlığına tâyin edildiğinden tekrar İstanbul’a döndü. Daha sonra Amasya ve Canik Mutasarrıflıklarında bulundu. Birinci Meşrutiyetin kurulmasına çalışan Yeni Osmanlılar Cemiyetine üye oldu. Nâmık Kemâl’le birlikte Paris’e kaçtı. 1868’de Londra’da, Nâmık Kemâl ile Hürriyet Gazetesi’ni çıkardı. Sultan Abdülaziz Hanın tahttan indirilip şehit edilmesinden sonra, yurda döndü ve Maarif müsteşarı oldu. Sultan İkinci Abdülhamid Han devrinin ilk yılında, Kanûn-i Esâsî Encümenliği yaptı. Vezir rütbesiyle Suriye ve Konya Vâlilikleri vazifesinde bulundu. Adana’da vâliyken, 1880’de vefât etti. Kabri oradadır.

Ziyâ Paşa, istikrarlı, sistemli bir fikir adamı değildi. Devamlı değişen, zikzaklar çizen bir karaktere sâhipti. Bilhassa fikrî yönden batı tesiri altında kaldı. Kendisinde, Fransız filozofu J.J. Rousseau'nun (Russo) tesiri çok fazlaydı. Fikrî bakımdan bu tesirlere rağmen, divan edebiyatı geleneğinden kopmadı. Harâbât isimli antolojisi, eski geleneğin en güzel örneğidir. Hattâ bu eserindeki eskiye bağlılığı sebebiyle, yakın arkadaşı Namık Kemal’in, sert hücumuna mâruz kaldı. Bununla berâber, Ziyâ Paşa, bir divan şâiri olamadı. Divan edebiyatına karşı sevgi duyup ve bu alışkanlığı devam ettirmekle berâber; hak, adâlet, ilerleme gibi siyâsî ve sosyal konuları işleyen, savunan şiirleri de vardır.

Mevki ve makam hırslısı olan Ziyâ Paşa; [collapse]makale, şiir, hiciv, antoloji ve edebiyat târihi türlerinde eserler yazdı. [/collapse]Mizah edebiyatının meşhur simaları arasına girdi.Keçi sakal bıraktı. Nazım şekli, vezin ve dil olarak eskiye bağlı kaldı. Şinasi’den beri gelen yeni sanat ve dil görüşlerini savundu, Fakat: “Çıktıkça lisân tabiatından, Elbette düşer fesâhatından”
sözünü söylemekten kendini alamadı. Bu arada; hece vezni ve sâde dille bir de türkü yazdı. Nesirlerinde dili açık ve sâdedir. Konuşma diline yakın olmaya çalıştı. Yine makâlelerinde siyâsî ve sosyal konuları işledi. Anadolu’nun değişik yerlerinde idârecilik yaptığından, tenkitleri gözlemlere dayanıyordu. Bu bakımdan tesirli oldu. Büyük bir lügat ve gramer noksanlığından dertlidir, Fakat bu konuda önemli bir çalışması yoktur. Başlıca eserleri:

1. Zafernâme (nazım-nesir karışık hiciv), Mizah edebiyatının önemli bir eseri sayılır.
2. Harâbât (3 cilt), Arapça, Farsça ve Türkçe şiirler antolojisi.
3. Eş’ar-ı Ziyâ (şiirleri), Külliyet-i Ziyâ Paşa ismiyle Süleyman Nazif tarafından tekrar basılmıştır.

Tercümeleri: 1) Viardot’tan, Endülüs Târihi'ni, 2) Cheruel ile Lavallee’den, Engizisyon Târihi'ni, 3) J.J. Rousseau’dan Emil’i, 4) Moliere’den Tartuffe’ü tercüme etmiştir.

muallime naciye's picture

mezarı Adana Ulu Cami

0
points
mezarı Adana Ulu Cami avlusundadır. Sirozdan ölmüştür. Siroz olmasında etkili olan üzüntülerinden birisi son zamanlarında Saray tarafından sevilmemesi oldu.
muallime naciye's picture

başka yerde yok Oratörler,

0
points
başka yerde yok Oratörler, avukatlar yanına gelse eğer Onu ilzamda elbette kalırlar mustar. Bu değildir yalnız zat-ı şerifinde hüner, Öyle bir cerbeze-i nutku da var kim eyler Hasmının hakkı dahi olsa elinde iptal.
muallime naciye's picture

vasfi mahir kocaturk namik

0
points
[:vasfi mahir kocaturk] [:namik kemal] ile onu karşılaştırırken şöyle der. Namık Kemal fevkalade bir adamdır, ziya paşa ise insan ve büyük insan.
mirzelal's picture

GAZEL Diyar-ı küfrü

1
point
GAZEL Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm Dolaştım mülk-i islamı bütün viraneler gördüm Bulundum ben dahi dar-üş-şifa-yı Bab-ı Âli'de Felatun'u beğenmez anda çok divaneler gördüm Huzur-ı gûşe-yi meyhaneyi ben görmedim gitti Ne meclisler ne sahbâlar ne işrethaneler gördüm Cihan namındaki bir maktel-i âma yolum düştü Hükümet derler anda bir nice salhaneler gördüm Ziya değmez humarı keyfine meyhane-i dehrin Bu işretgehte ben çok durmadım ammâ neler gördüm (1870) Ziya Paşa
akl-ı evvel's picture

devrindeki genel yönelimin

0
points
devrindeki genel yönelimin aksine divan edebiyatına övgü mahiyeti taşıyan 3 ciltlik [:harabat ] eserini yayımlamıştır.[:namık kemal] ile bir dargın bir barışık olan [:sair]dir.nitekim [:namık kemal] harabat'ı tenkid için [:tahrib-i harabat] 'i yazmıştır