| |
||
|
bu siteye erişim henüz engellenmemiştir |
||
Son Hareketli BaşlıklarRastgeleBaşlıklarımKullanıcı Menüsü |
|
ebreÅŸe durum bilgisi girmemiÅŸ.
|
| Copyright © Powered by korsan sozluk Designed by Admin |
# bu sözlük bir "korsan kemalizm™" kuruluşudur. 18 yaş altındakilerin sitede dolaşması entry okuması ve başlık eklemesi sağlık açısından sakıncalıdır. yok ben 17 yaş üstüyüm diye bizi kandırırsanız bu sizin bileceğiniz iş. annenize babanıza ve de velilerinize durumu izah ederiz. yazarlara telif hakkı verilmemektedir. yazarların entry hakkı atılana kadardır. atıldıkları andan itibaren yazdıkları kamu malı sayılıp tmsf'ye devredilecektir. sitede verilen bilgiler gerçek değil matrixtir bu yüzden "abi ben ödevde kullandım hoca sıfır verdi" "verdiğiniz ilaç bilgisi yanlıştı, kör oldum." "dini site linki diye tıkladığım web sitesi erotik hikaye sitesi çıktı" gibi sorunlarda hiçbir sorumluluk almıyoruz. yok "ben sıfırı göze aldım", "boşver abi, kör olayım.", "yahu ne olacak siz link verdiniz, biz de kapatma tuşunu biliyoruz evelallah" derseniz lütfen kaynak belirtiniz. ayrıca TCK'ya aykırı maddelerden tırstığımızdan hemen yayından kaldırıp "görmedim, biri bişi mi yazdı." deyip yalan da söyleyebiliriz. * ayrıca bu sitede alıntı çalıntı bilgiler de çoktur. genellikle telifsiz yerlerden alıntılar ve çalıntılara müsade edilmektedir. rahatsız olduğunuz entry ve başlıklar için lütfen korsansozlukcu@gmail.com mailini kullanarak yönetimle temasa geçiniz. herkese iyi uçuşlar ... |
|---|
geçenlerde avrupada ki
geçenlerde avrupada ki kominist partiler son gelişmeler
ve sosyalizmin geleceği için konuştular.
yunan kominist parti delegesi 'iktidar yozlaştırır,bu yüzden
kaçınmalıyız iktidardan.'dedi
sanatçılar şairler aydınlar entellektüeller de paradan kaçınmalıdır.çünkü yaratıcıların ekmeği halktır.para bir şair için resimli bir paçavradır.
ekmek ve emek olmadan büyüyemezsin.
çok güzel hareketler
çok güzel hareketler bunlar...
Son zamanlarda çarklara
Son zamanlarda çarklara sıkışıp kaldığı ve üretkenliğinin düştüğü düşünülen şahıs..Yılmaz Erdoğan
mühendislik okumuş o da,
mühendislik okumuş o da, itü inşaattan. müspet bilimler okuyan meşhur oluyor. orhan pamuk da itü mimarlıktan.
keÅŸke 'karbonmonoksit
keşke 'karbonmonoksit sonbaharlar'da okuduğum şiirlerin şairi olarak kalsaydı.şimdi yüksek zeminli arabalardan inmeyen,milyon dolarlık düğünlerle milyon dolarlık haberlere konu olan biri haline geldi.dahası geldiği yerden gayet memnun.ah zaman...ah insanları savunduklarından eden,dahası karşı olduklarına dahil eden kara zaman...bütün suç sende!
GÖRDÜM, GÜLÜMSEDİ
GÖRDÜM, GÜLÜMSEDİ GÜL/Yılmaz Erdoğan
Atı alan Üsküdar’dan ziyade, at sahibi dilsiz uykularla oyarken geceyi ve rakı bir umumi kardeş kimliğiyle yaklaşırken masaya, içildi. Kimi sıçmalar yaşandıysa da edebiyle içenler çoğunluktaydı. Meyhaneci hanesindeki mey tüketiminden memnun, üstü kalsınlar la kabarık bir duruşu büyütüyordu ki, olanlar oldu. Yani hiçbir şey olmadı. Olay buydu. Allah’ın kahretmesi uygun düşer ki hiçbir şey olmadı.
O, sigarasının külünü sanki hiçbir şey yapmıyormuşçasına döktü, yemek artıklarının evsahibi tabağa. (Merhum balığın zavallı ve zarif kılçığı bu terbiyesizliğe karşı sessiz kalmayı yeğledi.) Rakısını yarılamıştı. Bardağın aşağısı yoğun beyaz, yukarısı tuhaf benekli. Damalı. Hı? Bilmiyorum işte, bardağın yukarısı daha çalımlı bir tasfire gebeydi. Gözlerime bakmaya alışık olduğu halde, bakmamayı marifet sanıyordu. Ben O’na bakmayı en yüce erdem... Seviyor muyum hala? Yoksa duyduklarım yalnızca bir alt yazılı film erotizmi mi?.. Bazı geceler.. Dünyayı kendime itiraf edebildiğim geceler, ki bu çoğunlukla rakının veli imzalı kağıdıyla olmuştur —evet evet haklısınız, insan zayıflığımın nane limon geceleri— O’nu düşünürüm. Baldırlarını, kalça kıvrımını... O zaman, ne dünyanın ihtiyar iç geçirmeleri, ne yoksul insan gırtlağındaki emperyalist düğümlenmeler, ne birağız slogan söylemi... Yalnız O’nu.. O’nu okşamanın doymaya az kalmış tadın da yeşillenirdi her şey. Seni seviyorum ulan, diyebilecek kadar delikanlı zamanlardı bunlar. Dokunmakla, dokunumlara alışmak arasında bir seste kalmak isterdim. Aynı çocukluktan start alıp.. Dedem babama niye ve ne zamanlar kızardı ve nasıl büyük bir insandı dedem? Rakıyla kan bağı kuruşunu hangi kadehlenmelerle kutlardı? En çok hangi kadını düşlerdi bütün kadınlarıyla yatarken. O kadınların başları göğsündeyken, kalksam ayıp olur mu, bakışlar çok mu hunharlaşır, diye düşünmelerini nasıl bağlardı anason uykulara?
O’nun tuvalete gidişi, bir kadının tuvalete seyirtişinden öte, bir atmosfer kaymasıydı. O gidince masa durdu. Peşinden aktım tuvalete. Çişim yoktu. Tabii ki insan vücudunda bir miktar çiş vardır her zaman da işeyesim yoktu. Yine de pisuvarın uyarıcı görüntüsüne kapılıp işedim. O’nun işi uzun sürdü. Zaten hep uzun erimli işemelerle gelişirdi tuvalet seyahatleri.. Çıktı.. Karşılaştık.. Öyle bir karşılaşmaydı ki, hiçbir görmezden gelme direnemezdi. Bahanesi yoktu konuşamamanın. Çok birdenbire, gözlerim gözlerine yazma, sözlerim sözlerine susamak, dilim diline ıslaklık bir an yaşandı. Özleşmiştik deyip geçiştirmek mümkün satırı. Kalemin buna itirazı yok. Ama o kadar basit değildir. Daha asitti. Yakıcıydı. Zorunluydu. Herbirşeyi anlatan bir sözcük yoktur ya, işte ondandı.
— Demek sensin...
Diyebilmek bile kendi başına iktidar bir başarıydı. Ben bu iktidar ihtirasına veliaht olabilmiştim nasılsa..
Güldü yalnız.. Dişleri yıldız yıldız göründü, sen O’na bakma, seni özledik ve bunu söyleyebiliyoruz, der gibi.. Çantası bile için gülümsedi, ki onu hiçbir zaman sevmediğimi, askeri bir sevimsizlikle selamladığımı bildiği halde.
Bil bakalım bilmeceli bir sabah için uyanmaya koşuyordu çocuklar.
— Evet ya, benim. Ya sen, hâlâ başkası mısın? diyerek merdivenlere yöneldi, sanki hiç konuşmamışçasına. Dişleri de gitti elbette, çantası da.. Evet sevgimin güzel emanetçisi, ben hâlâ başkasıyım. Rehin aldılar beni. Fidyesi astarından pahalı dostluğum sürüyor başkalarıyla.
O masaya gidip, o sandalyeye yük olmak fazilet yutmuşluk değil. Asıl iş geride bıraktığı hüzne batması insanın... Bil bilebilirsen, yarına ne kadar keder taşıyacak günışığı ve dün, hangi yolculukların birikmesi, gidemediğimiz-...
Deniz sabahı günaydınlamak için uyanmayı akıl ettiğinde grimavi önlüğü giymeye hak kazanmış oluyordu. Ve biz başka şey konuşmadık. Başkaları çokca konuştu bizi... İyi sabahlar gözüm, iyi yaşamaklar...
— Hani sana Kürtçe öğretecektim?
Güldü yalnız... Dişleri yıldız yıldız gülümsedi. Çocuklardı sabahın evsahibi.
Güldü yalnız, gül bitti biyerlerde...
bizim yılmaz adam olmuş...
bizim yılmaz adam olmuş... belliyor kendini... ya....
eğer fıkrayı
eğer fıkrayı biliyorsanız anlatmıyayım
(bkz. haybeden gerçeküstü aşk)
ceviz kıram mı?
ceviz kıram mı?
ACABA aşklarıda
ACABA
aşklarıda devralırmı
kalp nakli yaptıranlar?
Ben, senin beni sevebilme
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum........
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Y.ErdoÄŸan
iÅŸler organize olmasa da
işler organize olmasa da yılmaz erdoğan' ın her filmi kalabalık bir kadroyla çekilir. filmleri iyi olmadığı için fazla konuşma ve ilişkiye yaslanır, alan genişler, konu dağılır, akılda beş espiri, bir toplumsal mesaj, bir güzel kız, bir de demet akbağ kalır. kelimeleri çok eğip büken bir adam yılmaz erdoğan. demirci de eğip büküyor da şekil verecen canım kardeşim. arada iyi şeyler de yapıyor.
Aşk Hayatı / Yılmaz
Aşk Hayatı / Yılmaz Erdoğan
Sevmek gibi geliyordu her ÅŸey,
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı, canın tenini yakmasıydı
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasıydı...
"Bir insanı sevmekle başlıyordu her şey"
ve boşanmak için
en az iki ÅŸahit gerekiyordu
yılmaz güney ile mehmet
yılmaz güney ile mehmet ali ağca arasında salınmaktan ürken şahıslardan
( ece ayhan hatırlatışlarından)
bundan dolayı merhamete muhtaç kişi
ask.......tek kelimeyle ask,
ask.......tek kelimeyle ask, cumleyle ifade etmek gerekirse, tum olumsuz yanlarına rağmen vazgeçilmeyen, kocaman siyah gozlu karizmatik adam
Sevgim eksilmedi lakin miraz
Sevgim eksilmedi lakin miraz haklıdır.
hemÅŸerim !
hemÅŸerim !
Bir hayatta kalma
Bir hayatta kalma mücadelesidir aslında
yoksun doğmak. Çok yoksun kaldığımız
oldu ama hiç yoksul olmadık.Alabildikle-
rimizin sayısı,bulabildiklerimizden biraz
daha fazlaydı canım.
yılmaz erdoğan.
nerde o eski yılmaz
nerde o eski yılmaz erdoğan. sonradan sapıttı. soyisimleri aynı ya tayyip'e çekti zahar.
O sadece bir oportünist.Bu
O sadece bir oportünist.Bu kadar anlatıma gerek yok.
kendisi kabul ediyor beyaz
kendisi kabul ediyor beyaz kürtlüğü.
paradan sonra ki ilk iÅŸi eÅŸini boÅŸamak olan,
başarısını sadece yüksek zekasına maleden
dolayısıyla kendisini var eden damarları kesmekte hiç terettüd etmeyen
o damarlar olmayınca da beslenme sıkıntısı çeken beyaz insan
gundi oÄŸli gundi bida
Günün her saati cigara
"Ben seni beni sevebilme
muhaliftir! muhalifliÄŸi...
beyaz kürt diye birşey
beyaz kürt diye birşey varmış ve sayın yılmaz erdoğan bu ismi almış kabul etmiş:))
ya arkadaşlar kürtlerin hepsi kara değil mi!!ben aynada kime bakıyorum..
gerçek değil, evet artık
gerçek değil, evet artık bunu düşünüyorum kendisiyle ilgili, bir demet tiyatro nun eski bölümlerini ne zaman izlesem lirik lirik ağlarım, bizim eski ev babaannem, oyuncaklarım gelir aklıma o vakitler bir demet tiyatro yu izlerdik hep, fakat magazin figürü yılmaz erdoğan kurduğum lirizmi yerle bir ediyor, biraz olumsuz eleştiriye kapalı biri galiba, yani ciddi ciddi şair olsaydı ne polemiklere girerdi kim bilir...
tüccar yanı da ağır basmaya başladı, küçükken hafif delikanlı, sinirli halinden korktuğum mükremin çıtır ı ne kadar istesem de ortada bilmemne marka arabasıyla dolaşan bir tüccar var...