- rewi
- qarapate xaco
- albert camus
- nasyonal islam
- la chute
- kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlar
- annesiyle babasi bosanmis cocuklar
- mitten uretilen hukuk
- aramice
- zohar
- islamda ihya ve reform
- sefer yetsirah
- sefirah
- keter
- olum
- la alegria
- gorkemli kaybedenler
- istersen biraz dinlen
- tatar colu
- aradaki
- siktir git
- su israf olmasın diye rakıyı sek içmek
- nazim hikmet
- kalp
- aydogan vatandas
- kocakari ilaclari
- sözlük adabı
- marlboro
- korsan sozluk
- terlik
- kalp kifayetsizligi
- sigara
- izmir de askeri konvoya bombalı saldırı
- acizlik
- en güzeli sevişmek
- ask ve gurur
- eline vermek
- kiskanclik
- caresizlik
- derrida ve skeptiklik




haydiger benimle ol oturup
haydiger benimle ol
oturup yıldızlardan
bakalım dünyadaki resmimize
şeklinde şarkısı da olan, felsefeye dil sokan, "varlık sorusu" sahibi düşünür
bir karmaşası yok
bir karmaşası yok aslında. sadece öyle olmayı istiyor ve oluyor, ne basit. sıkıyorsa edmunt husserl okuyun. abartılmış varoluş sorunsalı.
sanat eserinin kökeni'ni
sanat eserinin kökeni'ni yazan antika.
Pali Canon Åž:imdi: Ya Ya
Pali Canon
Åž:imdi:
Ya Ya Da:
Diye bir kitabı var:
Süper modern değil mi:
Güzel:
Diyelim ki: Poker oynuyoruz siz bu şekilde blöf yaptınız:
( laf aramızda pokeri bilmem ama bu yakında öğreneceğim anlamına gelir:)
Ben de süper bir kart çekiyorum:
elimde ne var bilin bakalım???
4 As!!!
Mevlana Jaluluddin-i Rumi:
Bakın Kitabının adının güzelliğine: Fihi Mafih
Fihi Mafih!!!
Tekrar edin bakalım:
Hep beraber: Cümbürcemaat:
Fihi Mafih:
Emel İrtem'in de çok hoşuna gitmişti bu cümle:
Birinci ve Büyük Çukurova Kitap Fuarı ve Altın Koza Edebiyat festivali sırasında:
Fihi Mafih:
Meali: İçindeki İçindedir
Mevlana bunu ne zaman dedi: Heidegger ne zaman:
Mevlana'yı anlama süreci devam ediyor :
Bu şudur facebook deyimiyle: Tüm Korsansözlük üyelerine ve izleyecilerine süperpoke!!!
Süpperpokke:
zangoç'un oğlu.
zangoç'un oğlu.
kürt milletinin fiyakalı
kürt milletinin fiyakalı bir laf ararken kendisine tosladığı filozof. dilinin sınırları dünyasının sınırlarıymış ya! dili varlık eviymiş falan ya! işte öyleden doğunun bir çocuğu tarafından keklenip adamın dilinide dünyasını da bi değiştirdik ki o bile şaştı kaldı..
yok neymiş efendim batı da felsefe metafizik alana hep çırpınmış da teknoloji insan varlığın haline nüfuz edermiş de çektiği varlık sancısı ilen tanrısına dindarlardan daha yakınmış da bilemedi ki garibim dinde dilde felsefede siyasette kürtlerden sorulur. bu doğunun yetim oğluna sormayanın imanını öyle bir gevretiriz ki adamın üstünden hitler geçmişten beter ederiz vesselam. hediegger efendi.
etimolojilerle
etimolojilerle uğraşmış.
sözcükleri inci gibidir.
Varoluşçu felsefenin önde
Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden biri olarak bilinen Alman filozof.26 Eylül 1889'da Baden eyaletinde doğdu. Çocukluğundan itibaren dine ve felsefeye eğilimli biri olarak yetişti. Felsefi çalşmalarıyla olduğu kadar, yaşamı ve çeşitli dönemlerde sergilediği politik tutumlarıyla da tartışma konusu oldu. Felsefi yetkinliği ve önemi yadsınamazken politik konumları dolayısıyla sürekli sorunlu bir ilişkinin taşıyıcısı oldu ve bu durum çoğu zaman felsefi çalışmalarının tam olarak değerlendirilmesini gölgeledi.
Freiburg Üniversitesi'nde Katolik ilahiyati ve Hiristiyan felsefesi okudu ve 1914 yılında ilk çalışması ve doktora tezi, "Psikolojide Yargı Kuramı" ile dikkat çekmeye başladı. 1923'te Marburg Üniversitesi'nde profesör oldu. 1927 yılında " Varlık ve Zaman " yayımlandı ve yayımlanışından itibaren yalnızca varoluşçu felsefe açısından değil, 20.yüzyıl daki bir bütün felsefe tartışmaları bağlamında bir şekilde etkili oldu. Heidegger burada, bütün bir Batı Felsefesi gelenegini metafizik olmakla eleştirdi, ki sonrasında postmodern felsefe bu argümanı başka düzlemelerde yeniden degerlendirecektir.
1933 yılından itibaren Naziler 'in iktidara gelmesiyle birlikte Heidegger Nazilere katıldı. Bu dönemde Freiburg Üniversitesinde rektör oldu. Heidegger'in bu dönem boyunca izlediği politika her zaman tartışma konusu olmuş ve onun calışmalarının değerlendirilmesine gölgeler düşürmüştür. Nazilere katıldığı gerekçesiyle 1945'te üniversiteden uzaklaştırıldı ama sonra 1952'de yeniden üniversiteye dönebildi. Daha sonra yanlış yaptığını söylemesi de üzerine düşen gölgelerin sona ermesini sağlamamıştır, ancak bununla birlikte onun teorik çalışmalarının değeri her zaman kendini buna rağmen korumuş ve felsefe açısından önemli yerini muhafaza etmiştir.