denizlerin yolu bizi nereye götürür
antonio megri Sat, 06/07/2008 - 19:20rasim ozan kütahyalı'nıntaraftaki başlattığı tartışma.
| |
||
|
bu siteye erişim henüz engellenmemiştir |
||
Son Hareketli BaşlıklarRastgeleBaşlıklarımKullanıcı Menüsü |
denizlerin yolu bizi nereye götürürantonio megri Sat, 06/07/2008 - 19:20rasim ozan kütahyalı'nıntaraftaki başlattığı tartışma. |
admin ana sayfadan ya da hesabım sekmesinden durum bilgisi girebilirsiniz. 1 day ago
|
| Copyright © Powered by korsan sozluk Designed by Admin |
# bu sözlük bir "korsan kemalizm™" kuruluşudur. 18 yaş altındakilerin sitede dolaşması entry okuması ve başlık eklemesi sağlık açısından sakıncalıdır. yok ben 17 yaş üstüyüm diye bizi kandırırsanız bu sizin bileceğiniz iş. annenize babanıza ve de velilerinize durumu izah ederiz. yazarlara telif hakkı verilmemektedir. yazarların entry hakkı atılana kadardır. atıldıkları andan itibaren yazdıkları kamu malı sayılıp tmsf'ye devredilecektir. sitede verilen bilgiler gerçek değil matrixtir bu yüzden "abi ben ödevde kullandım hoca sıfır verdi" "verdiğiniz ilaç bilgisi yanlıştı, kör oldum." "dini site linki diye tıkladığım web sitesi erotik hikaye sitesi çıktı" gibi sorunlarda hiçbir sorumluluk almıyoruz. yok "ben sıfırı göze aldım", "boşver abi, kör olayım.", "yahu ne olacak siz link verdiniz, biz de kapatma tuşunu biliyoruz evelallah" derseniz lütfen kaynak belirtiniz. ayrıca TCK'ya aykırı maddelerden tırstığımızdan hemen yayından kaldırıp "görmedim, biri bişi mi yazdı." deyip yalan da söyleyebiliriz. * ayrıca bu sitede alıntı çalıntı bilgiler de çoktur. genellikle telifsiz yerlerden alıntılar ve çalıntılara müsade edilmektedir. rahatsız olduğunuz entry ve başlıklar için lütfen korsansozlukcu@gmail.com mailini kullanarak yönetimle temasa geçiniz. herkese iyi uçuşlar ... |
|---|
ya merak ediyorum, bu entryi
ya merak ediyorum, bu entryi kaç kişi sonuna kadar okudu...yazık günah bea şu entrye..(bkz. kopyala yapıştır meraklısı yazarlar)
Denizlerin yolu bizi nereye
Denizlerin yolu bizi nereye götürür? Türk 68 hareketi özlerinde olan bu milliyetçi ideolojiyi antiemperyalizm ve tam bağımsızlık sloganları arkasına saklamış, sosyalizanbir süs vererek kamufle etmeye çalışmıştır. Bu milliyetçilik öyle MHP tipi milliyetçiliÄŸe göre de daha insancıl ve masum falan da deÄŸildir.Bilakis modernist ve marksist-leninist etkileÅŸimler sebebiyle daha pozitivist, katı ve insansız hale gelmiÅŸ, zenofobik hatta ırkçıeÄŸilimlere kayabilecek bir milliyetçilikti Türk 68 ruhunun milliyetçiliÄŸi. Nitekim bugün kendini “Ulusalcılık” olaraktakdim eden akım birebir olarak bu ruhun mirasçısıdır.rasim.ozan@hotmail.com Türkiye 1968’inin bugünün gençlerine mirası nedir? Bu miras çok yararlı, ufkumuzu açan,bize güç ve direnç veren, özgürlükler ve demokrasi için mücadele etmemizi teÅŸvik eden bir miras mıdır? Denizler’in yolu,68lerde mücadele vermiÅŸ aÄŸabeylerimizin, babalarımızın yolu evrensel vizyonu olan, enternasyonalist, hümaniter ve demokratbir yol mudur? Bu sorulara bugünün ve bu ülkenin bir genci olarak, Deniz’in idam edildiÄŸi yaÅŸlarda olan bir genç olarak,Deniz ile aynı yıllarda doÄŸmuÅŸ, O dönem üniversitede okuyan, 68li olmakla övünen bir anne ve babanın oÄŸlu olarak tüm kalbimle vebeynimle yüksek sesle HAYIR diyorum, HAYIR HAYIR HAYIR... Türk 68lilerinin, Deniz’lerin yolu evrensel vizyonuolan bir yol asla deÄŸildi. Enternasyonalist deÄŸil sapına kadar ulusalcı bir yoldu yürüdükleri. O 68lerin yolda yürürken attığı tohumlarbugünün Ulusalcılık denilen fecaatinin teorik zeminini oluÅŸturdu. Bugün 68lilerden birçoÄŸu bu ulusalcı kanatta deÄŸilse, 68lerde çıktıklarıyoldan saptıkları, gerçek anlamda özgürlükçü ve demokrat fikirlerle etkileÅŸerek saÄŸduyulu bir çizgiye geldiklerindendir. Fakat busaÄŸduyulu çizgiye gelen sol aydınlar da hala o günlerle tam olarak hesaplaÅŸmış deÄŸildir... İşin içinde duygusal bir boyut var, bunuanlıyorum. Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un bir hukuk cinayetiyle katledilmesi hala o kuÅŸakta kapanmamış yaralar açmıştır. Türkdevlet zihniyeti her zaman yapageldiÄŸi gibi “yönetebilmek için istikrarsızlığı sürekli diri tut” sapkın mantığıyla, belkiÅŸiddete hiç yönelmeyecek o dönemin solcu gençlerinin radikalleÅŸmesini fiilen desteklemiÅŸ, onları silaha teÅŸvik etmiÅŸ, öte yandan dabunlara karşı “Ülkemizi Sovyetler iÅŸgal edecek, bu solcular da Sovyet uÅŸağı” propagandasıyla saÄŸdaki gençleriparamiliter olarak örgütlemeye baÅŸlamıştır. 1970 yılına doÄŸru gelirken devrimci sol gençlik silahlı mücadele bataklığına adım adımbatmaya baÅŸlamış ve sonunda silaha teÅŸvik edilen gençleri, bizzat teÅŸvik eden zihniyet ve kuvvet kendi eliyle asmıştır. 9 Mart/12Mart kavgası sadece bir iktidar kavgasıdır. Bu iki taraf, iki ayrı zihniyet, iki ayrı kuvvet asla deÄŸildir... Aynı gayri-insani ve gayri-ahlaki kolektivist mantığın iki yüzüdür sadece. Bunlar aynı paranın iki yüzü gibidir. Kanıyla canıyla somut insanları devlet denenazman fırının yaÅŸaması için basit birer yakıt gören sapıkça mantığın saÄŸ ve sol kanadından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir bu hizipler... Öbür tarafkazanırsa da yine aynı devlet zihniyeti tarafından komando kamplarında yetiÅŸtirilen gençler asılırdı, öte yandan dinmezmuhaliflikleri ve heyecanlarıyla Deniz’ler yine tehlike görülüp bir bahane bulunarak BAAS’çı 9 mart iktidarıtarafından da asılabilirdi, hiç ÅŸaşırtıcı olmazdı bu... Görüldüğü gibi bu ülkede asanlar deÄŸiÅŸmiyor, asılanlarda ise nüanslar olabiliyor. Amaesas korkunç olanı asılacak tarafta olanların bu ülkenin tarihinde hep asanların yedeÄŸine girmeyi kabullenebilecek tıynetteolmalarıdır, Asanlara gücünü veren de bu toplumsal riyakarlık ve ahlaksızlıktır zaten... Deniz’ler de 27 mayıs gibi alçak birdarbeyi “solcu, ilerici bir devrim” olarak görüyor ve kutsuyorlardı. Yine aynı mantıkla, BAAS’çı sosyalist biraskeri darbenin kendi amaçlarına yarayacağına inanıyorlardı. ”Marksist cunta ne zaman darbe yapacak? ” diyebir beklenti içindeydiler ve o cunta zihniyetinin bir darbe ortamını yaratmak için silahlı mücadeleye, soyguna, gaspa, adamkaçırmaya, oraya buraya bomba atmaya teÅŸvik ettiÄŸi Deniz’ler yapılan askeri darbe sonucu bir hukuk cinayetiyleasıldılar. Yüzlerce genç de 12 Mart’ın iÅŸkence tezgahlarından geçti. Elbette devlet içinden birileri silaha teÅŸvik ettilerse deDeniz’lerde de, Türk 68 hareketinde de silaha sarılmaya hemen hazır bir ruh hali ve ona uygun bir ideolojik zeminvardı. Zaten bu zemin olmadıkça hiçbir derin operasyon ve sistemli provokasyon baÅŸarıya ulaÅŸamaz. Ayrıca Türkiye 68’iBatı 68’inin olumlu yanlarından zerre nasiplenmemiÅŸ bir hareketti. Türkiye 68 hareketinin özgürlükçü ve demokrat olmasıkonusunu zaten geçtik, bu hareket ortodoks anlamıyla enternasyonal marksist falan da deÄŸildi. Bu arada belirtelim ki özgürlükçü-demokrat bir dünya görüşüyle Türk 68’inin zerre yakınlığı ve alakası yoktur. Tekil ve cılız kalmış örnekler belki bulunabilir. Özgürlükçülükve demokratlık bir yana işçi sınıfının enternasyonal birliÄŸine ve kardeÅŸliÄŸine dayalı totaliter içeriÄŸi de olsa evrensel sol bir vizyona dasahip deÄŸildi bizim 68. Bugün bahsettiÄŸim etkilenmelerden geçerek saÄŸduyulu bir çizgiye gelmiÅŸ o dönemin 68lileri olan aydınlar,bugünden retrospektif yaparak Denizler’in, Mahirler’in o gençlik ruhunun evrensel ve demokratik olduÄŸu gibiÅŸeyler söyleyebiliyor. Bugünün Ulusalcı hareketiyle sözde o 68 ruhunun hiç alakası yokmuÅŸ!! Kusura bakmasınlar ama bu iddiatamamen bir saçmalıktan ibarettir. O döneme dürüst bir bakış özünde o gençlerin ne kadar milliyetçi olduÄŸunu bize gösterecektir. Ogençlerin köken olarak Kemalist olduÄŸu, 27 Mayıs’ı taparcasına destekledikleri bugün herkes tarafından kabul ediliyor,söyleniyor. Fakat o gençlerin bu Kemalist köken içinden gelen çok güçlü ve katılaÅŸabilmeye müsait bir milliyetçi/ulusalcı damara sahipolduÄŸu gözden kaçırılıyor. Türk 68 hareketi özlerinde olan bu milliyetçi ideolojiyi antiemperyalizm ve tam bağımsızlık sloganlarıarkasına saklamış, sosyalizan bir süs vererek kamufle etmeye çalışmıştır. Bu milliyetçilik öyle MHP tipi milliyetçiliÄŸe göre de dahainsancıl ve masum falan da deÄŸildir. Bilakis modernist ve marksist-leninist etkileÅŸimler sebebiyle daha pozitivist, katı veinsansız hale gelmiÅŸ, zenofobik hatta ırkçı eÄŸilimlere kayabilecek bir milliyetçilikti Türk 68 ruhunun milliyetçiliÄŸi. Nitekim bugünkendini “Ulusalcılık” olarak takdim eden akım birebir olarak bu ruhun mirasçısıdır. Aralarında doÄŸrusal bir süreklilikvardır. Tam bu noktada Deniz GezmiÅŸ’in 29 ocak 1971 yılında babasına yazdığı mektuptan alıntı yapmak istiyorum... “Baba, sana her zaman müteÅŸekkirim, Çünkü Kemalist düşünceyle yetiÅŸtirdin beni. Küçüklüğümden beri evde devamlı kurtuluÅŸ savaşıanılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim... Baba biz Türkiye’nin ikinci kurtuluÅŸ savaşçılarıyız,Elbette ki hapislere atılacağız, kurÅŸunlanacağız da. Tıpkı Birinci KurtuluÅŸ Savaşında olduÄŸu gibi, Ama bu toprakları yabancılarabırakmayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceÄŸiz onları... ” Bu mektubu GezmiÅŸ “Ya vatan ya ölüm” diyerekbitiriyor. Bu mektubun ölümü, hapisleri, kurÅŸunlanmayı kutsayan okuyanın beynini zehirleyebilecek kolektivist bir mantıkla yazılmışolmasını bir yana bırakalım. Bu mektuptaki kolektivizm, enternasyonal marksist bir kolektivizm de deÄŸil. Türkiyeli olmayan hersiyaset bilimci bu mektupta saklanmayan apaçık bir nasyonalizm olduÄŸunu görür ve tespit eder. Koyu bir zenofobi içeren,yabancı diye adlandırılanlara yoÄŸun ve derin nefret hisleriyle dolu bir zihniyet var ortada... GezmiÅŸ’in daha politikolması makul karşılanabilecek kamusal konuÅŸmalarından da deÄŸil bu, babasına yazdığı özel bir mektup, ve bu mektupta hiçantiemperyalizm, tam bağımsızlık gibi laflar olmadan direkt içinden geçeni söylüyor Deniz... Bu kuÅŸak, bu çocuklar mektupta da yazıldığı gibi böyle yetiÅŸtirildi ve bu Kemalist milliyetçilik üçüncü dünyalı bir marksizm-leninizmle de etkileÅŸime geçerek tam bir ideolojikzehir etkisi kazandı. Aslında üçüncü dünya deneyimi milliyetçilik ile devrimci sosyalist ideolojinin iç içe geçebileceÄŸini de bize defalarcagösterdi. Antiemperyalizm, milli kurtuluÅŸ, tam bağımsızlık gibi temalar arkasında rasyonalize edilen nasyonalizm kendi gibikolektivist-totaliter bir öze sahip Marksizm-Leninizmle çok rahat uyuÅŸabildi, anlaÅŸabildi ve o ülkelerde iktidara geldiÄŸinde birkatliam ideolojisine dönüşebildi. Aynı zemin ve aynı potansiyel özünde koyu bir milliyetçilik olan Türk sol hareketinde de sonunakadar mevcuttur. Ulusalcılık denen feci cereyan da buradan doÄŸmuÅŸ ve yükselmiÅŸtir. Tek fark, Denizler kuÅŸağının o dönemde“nefret edilecek yabancılar” kategorisine koymadığı Kürtler ve Gayrimüslimler(özellikle Ermeniler) de zamanla tıpkıAmerikalılar, İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar gibi “yabancı”lar kategorisine yerleÅŸtirilmiÅŸtir bugünün Ulusalcı akımıtarafından. Günümüz Ulusalcı hareketi nefret edilecek olan, bir gün mutlaka yenilmesi gereken ve bu toprakların onlarabırakılmayacağı “Yabancılar” kategorisini geniÅŸletmiÅŸ, Kürtler ve Ermenileri de Batı emperyalizminin iÅŸbirlikçisi vemaÅŸası niteliÄŸinde “içimizdeki yabancılar” olarak görmüştür. Yani Ulusalcılara sorarsanız onlar da ırkçı ve zenofobikdeÄŸiller. Ulusalcılar anti-kapitalist ve anti-emperyalist bir mücadele veriyorlar, ve bu ülkeyi sömürge haline getirmek isteyen Batıemperyalizminin uÅŸakları olan Kürtleri ve Ermenileri de bu vatandan söküp atmak istiyorlar! ! ! İkinci bir kurtuluÅŸ savaşıyla vatantopraklarını yabancılara bırakmamak mücadelesini veriyorlar tıpkı 68lilerin, Deniz’lerin antiemperyalist mücadelesi gibi... Nitekim hala o 68 ruhu yolunda lineer olarak devam edenler tutarlı biçimde bugün Ulusalcı denen çizgiye demir atmışlardır.MHP tipi milliyetçiliÄŸi aÅŸan bir ırkçı milliyetçilikle flört eder ÅŸekilde antikapitalist ve antiemperyalist 68 yürüyüşlerini sürdürmektedirler. Fakat68li aktörlerin ciddi bir kısmı da bugün samimi olarak özgürlükçü ve demokrat, bu ruh saÄŸlığı bozuk ulusalcı akımın karşısındalar. Öteyandan bu vicdanlı ve ahlaklı duruÅŸu gösterebilen -68li veya deÄŸil- sol aydınların istisnalar hariç nerdeyse tamamı Türk68’inin bu feci yüzüyle hesaplaÅŸabilmiÅŸ deÄŸil, açıkça redd-i miras yapabilmiÅŸ deÄŸil. Aksine ulusalcılığa cephe alan ve kendiniözgürlükçü-sol olarak gören bireylerin, grupların hemen hepsi Türk 68 hareketiyle ve Deniz’lerle gurur duyuyor, onlarınyolunun takipçisi olduklarını söylüyorlar. İdeolojik olarak bu redd-i miras yapılmadan bugünün ulusalcılarına, kızılelma koalisyonuna,Ergenekon çetesine Türkiye solunun karşı çıkması tamamen anlamsız ve ahlaken de gayrımeÅŸrudur... Evet, Deniz’inidam edildiÄŸi yaÅŸlarda olan bu ülkenin bir genci olarak Türk 68’inin yani Deniz’lerin yani babalarımızın veaÄŸabeylerimizin bizlere bıraktıkları fikri ve fiili mirası reddediyorum... Özgürlük, barış, ahlak ve demokrasi adına Türk 68’ininbize bıraktığı miras asla olumlu deÄŸildir... O hareketin vizyonu evrensel deÄŸil milliyetçi bir vizyondur... O mirasın, o yolun takipçisiolmamız sadece hem Menderes’leri, hem Deniz’leri insafsızca asan, bu ülkenin ve devletin tek sahibininkendi olduÄŸuna inanan ve bu inanç uÄŸruna herkesi harcayabilecek egemen zihniyetin iÅŸine yarar... O zihniyetin gücünü konsolideetmesinin, egemenliÄŸini tahkim etmesinin basit birer aygıtı oluruz sadece Türk 68’inin ruhunun, Deniz’lerinyolunun takipçisi olursak... Zamanı geldiÄŸinde harcanıp atılacak basit birer aygıt sadece...
**Bu makale, yazarın 17 Mayıs Cumartesi günü Taraf gazetesinde yayınlanmış yazısının eksiksiz tam metnidir. Aynı gazetede takip eden 3 günde 3 ayrı yazıylagenişleyen, hararetli ve ciddi bir tartışma başlatan bu makaleye gelen reaksiyonları, guncellendikten sonra www.taraf.com.tr web sitesinden okuyabilirsiniz. (yazilar henüz konmadı.) Toplum Ve Politika Enstitüsühttp://www.tpe.org.trJoomla! ile GüçlendirilmiştirOluşturan: 30 May, 2008, 15:32