- nazim hikmet
- kurtce
- qarapate xaco
- rewi
- albert camus
- nasyonal islam
- la chute
- kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlar
- annesiyle babasi bosanmis cocuklar
- mitten uretilen hukuk
- aramice
- zohar
- islamda ihya ve reform
- sefer yetsirah
- sefirah
- keter
- olum
- la alegria
- gorkemli kaybedenler
- istersen biraz dinlen
- tatar colu
- aradaki
- siktir git
- su israf olmasın diye rakıyı sek içmek
- kalp
- aydogan vatandas
- kocakari ilaclari
- sözlük adabı
- marlboro
- korsan sozluk
- terlik
- kalp kifayetsizligi
- sigara
- izmir de askeri konvoya bombalı saldırı
- acizlik
- en güzeli sevişmek
- ask ve gurur
- eline vermek
- kiskanclik
- caresizlik




sevmeyi unutanlar
sevmeyi unutanlar için
sevmeyi unutmuÅŸsunuz kardeÅŸler
yalan her ÅŸey gibi
aşklarınız da.
yaşamı ölüm
diye anlatıyorlar size
yalanı gerçek diye.
ne leylakların
tomurundan
haberiniz var
ne önünüzden
kara bir tabut
gibi geçen geceden.
sevmeyi unutmuÅŸsunuz kardeÅŸler
yalan aşklarınız
da.
Behçet Aysan
(bkz. bestelenen ÅŸiirler)
(bkz. bestelenen ÅŸiirler)
kızı eren aysan,
kızı eren aysan, yasakmeyve nin gencölmek dosyasında ''artık genç ölüm görmek istemiyorum, elinden geleni yap baba'' diye sesleniyordu kendisine...
BİR EFLATUN
BİR EFLATUN ÖLÜM
kırgınım, saçılmış
bir nar gibiyim
sessiz akan bir ırmağım
geceden
git dersen giderim
kal dersen kalırım
git
dersen
kuşlar da dönmez, güz kuşları
yanıma kiraz hevenkleri alırım
ve seninle yaşadığım
o iyi günleri,
kötü
günleri bırakırım.
aynı gökyüzü aynı keder
deÄŸiÅŸen bir ÅŸey yok ki
gidip
yağmurlara durayım.
söylenmemiş sahipsiz
bir şarkıyım
belki
sararmış
eski resimlerde kalırım
belki esmer bir çocuğun dilinde.
bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti
değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.
aynı gökyüzü aynı keder.
Behçet AYSAN
UNUTULMAYAN durmadan
UNUTULMAYAN
durmadan taşırdım yanımda üç şeyi
iri çakıl tanelerini, çatlamış bir narı
bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi
ipekten
çalınmış
umutlarla taşırdım
ah sevgilim derdim, ölüm
ne kadar çoktu yaşadığımızda.
bize hep beyaz mendil
sallayan
ölüm ki,
iki kapısında
haki bir yalnızlık
dikilirdi
ve hatırlatırdı
bize, güz kuşlarının
uçup gittiği denizleri.
bense, yulaf kokan
dağlı ellerinde
dolaşmak gibi kolaydır
sanırdım yaşamak ve sana kansız
bir gökyüzü
getirirdim
getirebilsem ah,
- avlusunda çocukların
korkmadan oynadığı -
lalelerle
donanmış simli bir gökyüzü.
bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi
çatlamış bir narı, unutmadım.
Behçet AYSAN
(Karşı Gece)