altusser

ünlü/çağdaş/öncü fransız düşünür... lire le capital (kapitali okumak),devletin ideolojik aygıtları eserleri alanında temel yapıtlardır.

admin's picture
1-Biyografi (1918-1990)

Biyografi
(1918-1990) Marksist felsefeci ve siyasal eylem adamı. Marx’ın yapıtlarına getirdiği yeni yorumlar ve Fransız Komünist Partisi (PCF) içindeki etkinlikleriyle tanınmıştır. Gençliğinde Katolik gençlik ve öğrenci örgütlerinde yer alan Althusser, Nazi işgali sırasında Fransız Direniş Hareketi’ne katıldı; Almanlar tarafından toplama kampına gönderildi. Savaştan sonra École Normale Supérieure’de felsefe öğrenimi gördü; aynı okulda 1980’e değin öğretmenlik yaptı. 1948’de PCF’ye üye olan Althusser, 1960’lardan başlayarak çeşitli dergilerde yayımladığı yazılarıyla Fransız solu içinde etkili olmaya başladı.

sivilhayvan's picture
2-althusser ve hatta louis

althusser ve hatta louis althusser diye yazılması lazım gelen marksist filozof. ÅŸizofrenliÄŸi ona karşı silah olarak kullanılsa da,  kendisini yine en çok kendi vurmuÅŸ öbür adam.
bknz:devletin ideolojik aygıtları

demasevi's picture
3-AYDINLIK FELSEFESİNDEN

AYDINLIK FELSEFESİNDEN ALINTI
 
İNSAN HAKLARI
 
 
Her insanın belli başlı gelişme koşullarını benimseyip bunlara saygı duyan;ve anayasalarca güvence altına alınmış baglayıcı hakların tümüne birden insan hakkı denir.
Temel haklar yada yurttaÅŸlık hakları diye de bilinen insan hakları,insanın, içinde yaÅŸadığı toplumdaki  konumunun yanı sıra devlet ile oluÅŸan iliÅŸkisini de belirler.
Bu haklar,tüm öteki haklar gibi,son çözümlemede,o topluma egemen sınıfın üretim ilişkilerince belirlenmiş iradesinin (istek ve düşüncesinin) ifadesidir.
İnsan hakları sorunları,günümüzün ekonomik,siyasal ve ideolojik hesaplaşmalarının odak noktasında yer alırlar.
 
 
Her insanın hak ve özgürlüklerden eşit ölçüde pay alması ve yararlanması gerektiği düşüncesinin kökeni, aydınlanma hareketinin siyasal anlayışında yatar.
Rönesans ve hümanizim akımlarının,her insana,varlığını insanlık onuruna layık ÅŸekilde geliÅŸtirip oluÅŸturma  olanağını verme çabası ile insanın özüne aykırılaÅŸmış,
insancılıktan uzak toplumsal  düzenlere karşı çıkılması gerektiÄŸi görüşü, aydınlanma hareketinin siyasal kuramları eriyip kaynaÅŸarak,her insanın eÅŸitliÄŸini,
özgürlüğünü ve mutluluğunu sağlamayı öngören bütünlüklü bir siyasal anlayış oluşturur; işte bu siyasal görüş,insan haklarının bir bütün olarak gündeme alınması
sonucunu doğurmuştur.Hak eşitliği taleplerinin insan hakları taleplerine ilk örneklerden biri ALMAN KÖYLÜLERİNİN MEKTUPLARIDIR(1525).(1215 tarihli ünlü MAGMA CARTA,kralın yetki ve gücünü
feodal aristokrasinin çıkarları yönünde kısma talepleriyle belirlenmiş olduğundan ,sanıldığı gibi bir insan hakları talebi örneği oluşturmaz)
İnsan haklarının toplu biçimde dile ğetirildiği en eski örneklerden biri de 1647 tarihli AGREEMENT OF THE PEOPLE'dır.
JOHN LOCKE (ON CİVİL GOVERNMENT,1689) ve WİLLAM BLACKSTONE (COMMENTARİES ON THE LAWS,1769) insan hakları taleplerini  bir araya getiren çalışmaların  ilk yazınsal
örneklerini verirler. Locke'a göre insanlar henüz bir devlet kurmadan önce doğal durumda mutlak ve sınırsız bir özğürlüğün olanaklarından yararlanarak yaşamışlardı.Gelgelelim birbirlerinden çekinip
karşılıklı kuşku duymaya başlayınca ,bir sözleşme ya da toplum sözleşmesi diye bilinen bu sözleşmede,herkes,hiç değilse sözleşmeyle bir bölümünden vaz geçtiği özğürlüğünün geri kalan bölümünü
güvence altına almış oluyordu,başka deyişle, özgürlüğünün belli bir bölümünden yararlanabilmek için onun belli bir bölümünü gözden çıkarmak zorunda kalmıştı.Özgürlüğün o gözden çıkarmadığı ve
devletin kuruluşuyla karşılıklı güvence altına alınan bireysel özgürlük parçası ise MÜLKİYET ÖZGÜRLÜĞÜYDÜ.(THE PRESERVATİON OF THEİR PROPERTY.)
Locke'a göre mülkiyet insanın en temel hakkıydı ve buna saygıyı sağlamak toplum sözleşmesinin gereğince her bireyin ve devletin önde gelen göreviydi.İnsanın mülkiyetini güvence altına alma hakkından daha bir dizi
yan hak törer.Sözgelimi yasalar karşısında herkesin eşit olma hakkı,meşrutiyet,ancak yasal dayanaklarla vergi verme hakkı,resmi başvuru hakkı,hukuksal güvence hakkı,dışlanılmış bireylere karşı güvenlik hakkı,sağlık kurumlarından yararlanma hakkı,özgürce seyahat hakkı vb.insan haklarından oluşan talepler demeti.
 
 
İnsan haklarından oluşan talepler demeti,burjuva devrimlerinin ulusal ve toplumsal kurtuluş savaşları sırasında birer parola olarak karşımıza çıkarlar.Zafere ulaşan burjuvazi, ulusal kurtuluş savaşlarının
bayrağı üzerine yazdığı eşitlik, özğürlük sloganlarını sonradan insan hakları düzgelerine (normlarına) dönüştürecektir.
İngiliz sömürge imparatorluğundan kopan birleşik amerika devletleri'nde bu gelişmenin tipik örneklerinden birini buluruz.İlk eyalet devletlerinden VİRGİNİA'nın benimsediği BİLL OF RİGHTS (haklar yasası,1776)
İngiliz aydınlanmacılarının ve fransız ansiklopedistlerinin siyasal görüşlerinden ve devrime ilişkin yazılarından etkilenmiştir."Tüm insanlar doğal olarak eşit ölçüde özgür ve bağımsızdırlar ve yaşama ve özgürlüklerden
yararlanma,mülkiyet edinme ve ona sahip olma,mutlu ve güvence altında olma gibi toplumsal koşullar içine girdikten sonra da ne onlardan nede ardıllarından, sözleşmeyle ya da zorla alınamaz belirli
doÄŸuÅŸtan haklara sahipler."(Madde 1.)
 
 
Amerika'nın 13 eyalet devleti'nin, thomas jefferson tarafından kaleme alınan BAĞIMSIZLIK BİLDİRİSİ (4 temmuz 1776) şöyle der:"Tüm insanların doğuştan eşit oldukları ve yaratıcı tarafından,aralarında yaşama,
özğür  olma ve mutluluk için uÄŸraÅŸma hakkı da bulunan belirli vazgeçilmez haklarla donatılmış bulunduklarını gerçeÄŸini tartışmasız (olaÄŸan) buluyoruz."( Bağımsızlık bildirisi'nin ikinci bölümü, genelde amerikan
büyük toprak sahiplerinin "tanrısal" haklar düzeyine yükseltilmiş ekonomik taleplerini yansıtır.)
 
26.8.1789'da fransız devrimi kurucu meclisi, amerikan bagğımsızlık savaşı'ndan dönen ve gençlğinde aydınlanma düşüncelerine hayranlık beslemiş olan LAFAYETTE'in önerisiyle, avrupa burjuvazisinin ünlü
siyasal hukuksal belgesi sayılan İNSAN VE YURTTAŞ HAKLARI BİLDİRİSİ'ni onaylar.
Bildirininin giriş bölümünde, insan haklarının kulak arkası edilmesi,unutulması ya da bunlara saygı gösterilmemesi yüzünden genel toplumsal mutsuzluğun ortaya çıktığı görüşü yer alır.
Bu bildiride, özgür olma, mülkiyet edinebilme ve onu koruma, güvence altında yaşama ve BASKIYA KARŞI DİRENME hakları vazgeçilmez 4 hak olarak belirtilmiştir.
İnsanlık ve yurttaşlık haklarını içeren bu açıklama 1791 anayasasında içerilmiş, bu tarihten başlayarak, insan hakları bölümü, tüm burjuva devletleri anayasalarının demirbaş ögesi olmuştur.
( ingiltere,avusturalya,kanada bu baÄŸlamda birer istisna oluÅŸtururlar.)
 
 
Burjuvazisinin kendi haklarına insan hakları tanımı altında ortaya atması, kendi sınıfsal çıkarlarını genelin çıkarlarını genelin çıkarları gibi sunma alışkanlığının tipik bir örneğini oluşturur.
Burjuvazi böylelikle ekonomik gücünü hukukla pekiştirme yoluna gidiyor, siyasal düzeyde bu hukuku güvence altına almaya doğru bir adım daha atmış oluyordu."Tek (belli)bir sınıf ancak
toplumun genel hakları adına genel egemenliğe talip olabilir."
 
İnsan hakları sözcüğünün aldatıcı tınısı, bu hakların belli sınıfsal haklar olduğu gerçeğini örtmez. gerçi burjuvazinin çıkarları gerektirdiği için de olsa, insanların siyasal haklar elde etmiş olmaları,
çok önemli bir gelişmedir, ama bu haklara yakından bakıldığında, insanı ruhsal ve fiziksel özelliklerin taşıyıcısı olarak değil de, mülkiyet sahibi insan olarak özgür kıldıkları görülür.
İnsan hakları denen haklardan hiç biri bencil insanın, tefeci meta alıcısı ve satıcısının haklarının ötesine geçmemiştir.
Öyleyse temel haklar bütünü içinde alabildiğine cömertçe dile getirilen siyasal kurtuluş ya da özgürlük, gerçekte insanın kurtuluşu filan değildir; çünkü burjuvazinin insan hakları aslında burjuvazinin
insancıl olması olanaksız kendi haklarından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir;"sınıfları içinde iÅŸgücünün  satın alınmasının ve satılmasının gerçekleÅŸtiÄŸi dolaşım ya da meta takas alanı,gerçekten de doguÅŸtan
insan haklarının hakiki bir cennetiydi.
Burada yalnızca özğürlük, eşitlik ve mülkiyet eğemendir.(...) Özğürlük! çünkü bir metanın alıcısı ve satıcısı örneğin iş gücü yalnızca özğür iradelerince belirlenmiştir!(...) Eşitlik ! Çünkü yalnızca
meta sahipleri olarak birbirleriyle ilişkileri vardır ve değeri değerle (eş değeri eş değerle) değiştirirler. Mülkiyet ! Çünkü herkes kendi mülkiyeti üstünde yetki sahibidir."

deliturlerbahcesi's picture
4-sadece alt yapı üst

sadece alt yapı üst yapıyı belirlemez..üst yapıda alt yapıyı belirler teziyle KRAL marx'tan ayrılmış..gramsci ile birlikte ortadox marxistler olarak yaftalanan..ahahaha birde karısına masaj yaparken boğan,deli olmak ciddiye alınmamak gibi bir güçlükle karşılaşmaktır diyen şeysi.))