Yunanlıların düşünmeyi kürtlerden öğrendiğini savunan, herkesin bi hatasını bulan hatasız adam.
| |
||
kafamız dolu |
||
|
|
tam şu anda 6 yazar ve 18 ziyaretçi online
|
| Copyright © kafamız dolu Powered by korsan sozluk Designed by Admin |
# bu sözlük bir "korsan kemalizm™" kuruluşudur. 18 yaş altındakilerin sitede dolaşması entry okuması ve başlık eklemesi sağlık açısından sakıncalıdır. yok ben 17 yaş üstüyüm diye bizi kandırırsanız bu sizin bileceğiniz iş. annenize babanıza ve de velilerinize durumu izah ederiz. yazarlara telif hakkı verilmemektedir. yazarların entry hakkı atılana kadardır. atıldıkları andan itibaren yazdıkları kamu malı sayılıp tmsf'ye devredilecektir. sitede verilen bilgiler gerçek değil matrixtir bu yüzden "abi ben ödevde kullandım hoca sıfır verdi" "verdiğiniz ilaç bilgisi yanlıştı, kör oldum." "dini site linki diye tıkladığım web sitesi erotik hikaye sitesi çıktı" gibi sorunlarda hiçbir sorumluluk almıyoruz. yok "ben sıfırı göze aldım", "boşver abi, kör olayım.", "yahu ne olacak siz link verdiniz, biz de kapatma tuşunu biliyoruz evelallah" derseniz lütfen kaynak belirtiniz. ayrıca TCK'ya aykırı maddelerden tırstığımızdan hemen yayından kaldırıp "görmedim, biri bişi mi yazdı." deyip yalan da söyleyebiliriz. * ayrıca bu sitede alıntı çalıntı bilgiler de çoktur. genellikle telifsiz yerlerden alıntılar ve çalıntılara müsade edilmektedir. rahatsız olduğunuz entry ve başlıklar için lütfen korsansozlukcu@gmail.com mailini kullanarak yönetimle temasa geçiniz. herkese iyi uçuşlar ... # |
|---|
1-bazı seviyesiz alimler ve
bazı seviyesiz alimler ve cahil akademisyenler onun ne dediğini anlamadıkları için için "ya bu dam süni.onu sevmeyin bizi sevin derlerdi. bazıları da o adam doktor ne anlar islamdan sosyolojiden:) doktorası var diye onu hekim sanmışlar. ama hümeyni cephesini de şah cephesini de rahatsız eden ender aydınlardandır. yolundayız it aliii:)
2-bir yalnız
bir yalnız adam.anlaşılamadığını düşündüm insan.(bende bu tayfadanım)satre'ın "bir tanrıya inanmıyorum ama inansaydım bu şeriati'nin tanrısı olurdu" diye hakkında söz ettiği insan.neresinden tutsak elimizin kaldığı insan.ruhu şad olsun!
3-(bkz. yalnizlik sozleri)
(bkz. yalnizlik sozleri)
4-abdulkerim suruş'un
abdulkerim suruş'un söylediğine göre ali şeriati öldürülmemiş
http://www.timeturk.com/news_detail.php?id=17598
Gelenek, modernite ve İslam düşüncesi üzerindeki yazıları ile tanınana İranlı ünlü düşünür Abdülkerim Suruş, Ali Şeriati’yi anlattı. Suruş, İslam dünyasındaki aydınlar üzerinde büyük etki uyandıran Ali Şeriati’nin şehid edilmediğini iddia etti. Suruş’un, Ali Şeriati’yi anlatan röportajı
Reza Khojasteh Rahimi- Siz Dr. Ali Şeriati’nin ölümünden sonra onun ikamet ettiği yere giden ilk kişilerdensiniz, daha toprağa verilmeden önce cansız bedenini gördünüz. Ama o günün ertesinde Dr. Şeriati ile görüşmeyi kararlaştırmıştınız, fakat onun ölümü buna mani oldu. Bize onunla kararlaştırmış olduğunuz görüşmenin öncesini anlatabilir misiniz?
Dr. Abdulkerim Suruş- Dr. Ali Şeriati İran’dan Fransa’ya gitmek için ayrılmıştı. Fakat İngiltere’ye yapacağı yolculuğu henüz kimseye açıklamamıştı. Ama bizim kulağımıza erişmişti. Bir müddet sonra, o sıralar Londra’da ikamet etmekte olan merhum Şeriati’nin yakın arkadaşlarından Minaçi beyden Dr. Şeriati’nin İngiltere’ye geldiği ve dostlardan birinin evine gittiği haberini aldık. Bunun üzerine Minaçi bey ve diğer bir arkadaşla beraber Dr. Şeriati ile görüşme programı yaptık. Bu görüşmedeki temel amacım sadece doktorla başlangıç görüşmesi yapmak ve onunla tanışmaktı. Aklımda da bu ilk karşılaşma ve tanışma faslından sonra görüşmelerimizin sıklaşması düşüncesi vardı. O dönemin bir takım meselelerini ve inkılâp sorunlarını Dr. Şeriati ile bahis konusu ederek doktordan istifade etmek istemiştik. Ama üzülerek söyleyeyim ki bu görüşme kıyamete kaldı, ecel bu fırsatı bize vermedi.
Siz daha önce Dr. Ali Şeriati ile hiç görüşmemiş, onu yakından tanıma fırsatı bulmamış mıydınız?
Doktorla yakın tanışıklığımız yoktu. Dr. Şeriati’nin de beni şahsen veya ismen tanıdığını sanmıyorum. Onun konferanslarını dinleyen, kitaplarını okuyan biriydim. İran’da olduğum zamanlarda Hüseyniye-i İrşad’a gidiyordum. Hülasa hiçbir özel oturumda Dr. Şeriati ile bir araya gelmedim, böyle bir fırsatım olmadı. Bu bende onu görme arzusunu alevlendiriyordu, bu yüzden onun İngiltere’ye gelmesini, kendisiyle oturup konuşmak, sohbet etmek için iyi bir fırsat olarak düşünmüştüm. İngiltere’de Müslüman ve gayrimüslim öğrenciler tarafından yaygın bir biçimde oturumlar düzenleniyordu ve bu oturumlarda Ali Şeriati’nin kitapları okunuyordu. Kitapları ders kitapları gibi algılanıyordu. Ben de o oturumlara katılıyordum. Ebette o dönem Şeriati’nin görüşleri çok kabul görüyorsa da görüşlerinde ve eserlerinde birçok müspet noktalar varsa da benim o görüşlere karşı eleştirel bir bakışım da vardı. Onunla görüşme arzumun bu kadar yüksek olmasının sebebi de bunlardı zaten. Fakat dediğim gibi o görüşme kıyamete kaldı.
Dr. Şeriati’ye yönelttiğiniz eleştirel bakışınızın temelinde ne vardı? O dönem Hüccetiye Encümeni’ne ve Halebi beyin şahsına karşı duymuş olduğunuz yakınlık ve temayülün bu eleştirel bakışınız üzerinde herhangi bir etkisi yok muydu? O zamanki eleştirinizin temelinde gelenekçi bir bakış açınızın olmasına bağlanamaz mı? Hatta Şehid Ayetullah Mutahhari Bey gibi siz de Şeriati’nin bakışını dini, akidevi yönden, yani dini geleneğe dayanarak eleştirmiş olabilir misiniz?
Bu sorunuza cevap verebilmem için takriben 30 yıl öncesinden konuşmam gerek. Ben o zamanlar merhum Mutahhari’nin Ali Şeriati hakkındaki eleştirileri hakkında herhangi bir malumata sahip değildim. Mutahhari’nin eleştirileri olarak yayınlanan mektuplar da zaten inkılâptan sonra ortaya çıktı, o zamanlar biz böyle bir şey görmemiştik. Hüccetiye’den de yıllardır ayrıydım. Ali Şeriati’nin eserlerinde de Hüccetiye bakış açısı tarafından eleştirilecek bir şey göremiyordum veya en azından benim böyle bir eleştirim yoktu.
Peki, o zaman sizin eleştiriniz neye dayanıyordu?
Benim o zamanlar İngiltere’de kafam İslam Felsefesi ve Batı Felsefesi meseleleri ile doluydu. Bir taraftan İran’da İslam felsefesi üzerinde okumalarım olmuştu, gücüm nispetinde İbn-i Sina’nın ve Sadreddin Şirazi’nin görüşleriyle tanışmıştım. Diğer taraftan da İngiltere’de Analitik felsefe ve Bilim felsefesi ile uğraşıyordum. Ali Şeriati’nin eserlerinde herhangi bir zaaf görmüşsem bunu bu uğraşlarım çerçevesinde edinmiştim veya görmüştüm. İslam felsefesi ve analitik felsefe açısından Ali Şeriati’nin çoğu zaman yaptığı genellemelerin doğru olmadığını ve felsefi olarak herhangi bir savunmasının olamayacağına inanıyordum. Ben bu eleştirilerimi dönemin "Halkın Mücahitleri"’nin bakışlarına da getiriyordum. O günün "Halkın Mücahitleri" ile bugünün "Halkın Mücahitleri" asla kıyaslanamaz. O günün Halkın Mücahitleri etraflarına sanki misk kokusu saçıyorlardı, dindarlar, Müslümanlar ve gayrimüslimler arasında sevenleri çoktu. Mücadeleci saygın bir grup olarak görülüyorlardı. Hatta bazı Mücahidin-i Halk taraftarları Ali Şeriati’nin onlara karşı çok iyi bir nazarla baktığını, tarzlarını beğendiğini, bazı konferanslarını da Mücahitlerin bazı üyelerinin şehadeti için düzenlediğini ve onlardan sitayişle bahsettiğine inanıyorlardı. İngiltere’deki Öğrenci Komitelerinin ve Avrupa öğrenci birliklerinin oturumlarında Mücahitlerin düşünceleri bahis konusu edilir ve tartışılırdı ben de onların “idrak” konusundaki düşünceleri üzerine eleştirel bir bakışa sahiptim. İran’da yayınlanan “diyalektik tezat” adlı kitabım İngiltere’de verdiğim konferansların bir kaçının metinlerinden oluşuyordu. Bu kitaplarımda doğrudan Halkın Mücahitlerini, dolaylı olarak da Ali Şeriati’nin düşüncelerini eleştiriyordum.
Çünkü Ali Şeriati de sosyal ve tarihi hadiselerin yorumlanmasında diyalektik tezadın uygulanmasına inanıyordu, eserlerinde de bu noktayı açıkça dile getiriyordu. Siz benim o kitabıma müracaat ettiğinizde diyalektik tezat konusunda merhum Mutahhari’nin gittiği yoldan gitmediğimi göreceksiniz. Benim yaklaşımım tamamen farklıdır ve bilim felsefesinden, epistemolojiden yeni bir tahlil çıkardığımı görürsünüz.
Ali Şeriati’ye getirdiğiniz eleştiri bu esasa mı dayanıyordu?
Benim Ali Şeriati’ye yönelttiğim eleştirilerin iki yönü vardır. Biri felsefi bakış, diğeri ise tefsire dayanan bir bakıştır. Ben Ali Şeriati’nin eserlerine baktığımda Kur’an’a, Nehcül Belağa’ya ve diğer İslam mütefekkirlerinin düşüncelerine çok az dayandığını görüyordum. Bunu onun çalışmalarının zayıf noktası ve eksikliği olarak telakki ediyordum. Onun çalışmaları Mühendis Mehdi Bazergan’ın tarzının tam zıddını oluşturuyordu. Çünkü Merhum Mühendis Mehdi Bazergan düşüncelerini büyük ölçüde Kur’an-ı Kerim’e dayandırıyordu. Ben bugün Ali Şeriati’nin o günkü çalışmalarının İnkılâpçı bir İslam’ın teşkiline dayandığını söyleyebilirim, ama o gün benim böyle bir tespitim yoktu. O gün gördüğüm şey Kur’an ve diğer mukaddes kitapların onun düşünceleri ve eserleri üzerinde çok az etkili olduğuydu. İkincisi felsefi açıdan onun delileri sağlam değildi, bilakis çok zayıftı. Üçüncüsü onun eserlerinde tercih unsurunun çok baskın olduğunu görüyordum, yıkıcı bir tercih.
Hangi anlamda, açıklayabilir misiniz?
Merhum Şeriati, İslam tarihinden ve İslam düşüncesinden kendisinin amacı olan İslam’ı inkılâpçı bir görüntüye sokmak hedefiyle örtüşen unsurları çekip çıkarıyordu. Ben bu hususu o günlerde müphem bir şekilde tespit ederken bu günlerde sarahatle görmekteyim.
5-sizi rahatlatmaya değil...
sizi rahatlatmaya değil... rahatsız etmeye geldim. .
6-duvarımdaki karakalem
duvarımdaki karakalem portre..
7-ali şeriatı hakikat
ali şeriatı hakikat seviyesindeki islam hukuku ibaresidir.derki hz.ali bir gemide on suçlu bir iyi olsa o gemi batırılamaz.eğer batırılırsa o yapılan hakikate göre haksızlıktır.
8-"anne baba hepimiz
"anne baba hepimiz suçluyuz" kitabı okunasıdır, tavsiye edilir
9-düşünen insan dedikleri
düşünen insan dedikleri yaratıkların tanrısal özü...insan olmak kusuıruna bulaşmamış hal...benim bir zamanlarım...eşinin elinden virane olan aşk...dünyayı tanrı yerine kurtarmaya çalışan free tanrı... adem in the andhali... parisin olmuş kadın avcı... benim tarihsel tanıklığım... sigaram,çayım,kitabım,mushafım,aşkım,karaya bulanmış meleğim,allahın cezası adamlık halim,tanımasaydım diye sitem ettiğim kitaplarımın yazıcısı,kendisine kutsal metinler,ayetler yazan köpeklik etmiş kul...aynul kuzat el hamadaniyle beraber ona medhiyeler,gazeller,şiirler yazdığımız ölümsüzlük aşkı... dergahta muridlerin arasında kalmış,farkesilmewyen bir "hud" suresi yorumu...
10-insan adlı kitabını
insan adlı kitabını okuyunca bütün düşünce sistemimi değiştiren, içimi dışımı yıkayan adam.
11-kuşkusuz en önemli metni
kuşkusuz en önemli metni kevir'dir. edebi bir dille yazılmıştır. her aydında olan o sonsuz ruh sancısının izlerini kitabına yansıtmıştır. kitabın sonunda bir çevirisi vardır ki (yaratılış ezgisi) keskin ve güzeldir. hüseyin hatemi tarafından türkçeye çevrilmiştir.
kevir'i yazmak iyidir
ali şeriati kevir'i yazmıştır
o halde ali şeriati iyidir diye bir düz mantık da yürütülebilir.
12-çağdaş islam
çağdaş islam düşüncesinde bilgiyle yeniden ilişkiye geçmeyi deneyen ve bunu başararak bilginin inşacı gücünü islam düşünürlerine gösteren felsefe,hikmet,irfan,aşk,özgürlük adamı... annesinin memesinden özgürlük,irfan ve aşkı emdiğini söyleyen melenkolik önder...
13-kürtlerin neden medeniyet
kürtlerin neden medeniyet kuramadığını tarihlerinde hiç göç etmemelerine bağlamıştır. medeniyet ve modernizm kitabında kürtlerin sadece bir kez göç ettiğini ve bu göç sonucunda da yunan medeniyetinin kurulmasında önemli rol oynadığını savunmaktadır.
14-(bkz. insanın dört
(bkz. insanın dört zindanı)
15-İran Devrimi' nin fikri
İran Devrimi' nin fikri altyapısını oluşturmuştur.konuşmalarından derlenen Dinler Tarihi ve Dine Karşı Din okunması gereken kıymetli eserleri arasındadır.
bkz.iran devrimi
bkz.aydın
16-' "aydın" kavramı için
' "aydın" kavramı için ki bunlar seçkin bir gruptur- başka bir tanımlamayı kullanmak gereklidir. Burada kapsamlı ve mantık yargısını engelleyici bir tanımı, özgün bir tanımlamayı bulabilecek noktada değilim. Fakat burada karşı çıkılmaz gerçek şudur: Aydın, değiştirici ve kıvrak bir güce ve kavrama yeteneğine sahip; içinde yaşadığı toplum ve zamanın durum ve şartlarını bilen, onlara uygun mantıklı çözümlemeler getirebilen ve bunların tarihî, sınıfsal, insani ve ulusal duygularla bağlantısını kurabilen; somut sosyal tespitlerde bulunabilen ve tüm bu sorumluluğunu ve bilincini, eriştiği bilgi ve uyanıklıktan alan kimsedir. '
ali şeriati
17-Düşünceleri devrimleri
Düşünceleri devrimleri ateşleyen adam.... Ben Neyim?
ben neyim?
suskun bir efsane yüzlerce yalanın kucağında
rüzgarın işvesine kanmış bir toprak
gülüşün her zehri sonrasında sönen bir hışım
orman gecelerinin gönlünde saklı bir sır.
ben neyim?
zincirlenmiş hışım feryatları
bir cinnetin hatıralı bakışının iftirası
yüzlerce umudun dişleri dibinden sızan bir zehir
çağın lanet kahpesinin çirkin sövgüsü
ben neyim?
yerde arzunun mutlu kervanından
bir kül yolda
yuvanın yolunu yitiren bir kuş dolunayda
kara gecede
ben neyim?
bir tek leke yaşamın eteğine şöhretten
yaşama onurundan eteği kirlenmiş
kimsesizlik gırtlağına takılmış feryat
söylenmemiş bestelenmemiş bir sır
ben neyim?
sıkıntılı gülümsemesi batışın sonbaharının
gece arayışında
hayat gecesinin pençesine düşen bir şebnem
bilinmeyen, işaretsizölüm gecesinin doğuş arzusunda
18-büyük
büyük islam
düşünürü
"İslam Ekonomisi" adlı eseri müthiştir benim için